marka olmak patent aldınızmı marka patent markani tescil et marka tescil patent al tescil markapatent iso yaptir danismanlik tse ce haccp tsek iso9001
Microsoft'a DARBE !!!
Microsoft, Alcatel’e 367 milyon dolar “patent tazminatı” ödeyecek.
Sivri Patent'den Kobilere Büyük Hizmet !
Sivri Patent LTD. ŞTİ.'den Ücretsiz Seminer..
Başbakan ERDOĞAN: Son 5 Yılda Patent Başvurularındaki Artış İle Rekor Kırdık
Başbakan Erdoğan, Türk Patent Enstitüsü'nün 2007 Yılı Ödül Töreni'ne katılarak bir konuşma yaptı.
Kardemir Artık Marka!
Çelik-iş Sendikası Genel Başkanı Hikmet Ferudun Tankut, Ray- Profil Haddehanesinin Kurulmasının Ardı

 

 

AD SOYAD MARKA OLUR MU ?

Şahıs isimleri, soy isimleri marka olur mu? Bazı marka oluşturan profesyonel yöneticiler ya da marka tasarımcıları, kişilerin ad ve soyadlarının marka olamayacağını söyleselerde, bizce bu yanlıştır. Bu görüşün neden yanlış olduğunu hukuksal ve işlevsel yönden ele aldığımızda kişilerin, isim ve soy isimlerinin “Marka” olmaması için hiçbir sebep yoktur. Hatta çok olumlu sonuçları da var, üstüne üstlük öncü ve zirve bile olabilmek mümkün.
 
Dünya konjonktürüne baktığımızda da bunu görmemiz mümkün. Hukuki açıdan baktığımızda; 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede markanın tanımına baktığımızda, kişi isimlerini teşvik edici bir tarif çıkarmamız mümkün. “Marka bir işletmenin mal veya hizmetlerini, bir başka işletmenin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla; KİŞİ ADLARI dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işareti içerir.”
 
 Tanımdan da anlaşılacağı üzere, “ KİŞİ ADLARI DAHİL” denilerek bir anlamda ad ve soyadı; marka tescili için bir başkasının markasına benzer marka yada çağrıştıracak marka yapmak yerine, kendine ve işine, üretimine güvenenleri, kişi olarak markalaştırmaya özen gösterilmiştir. Hukuki anlamda kişi ad ve soyadlarının marka olabilmesinin hiçbir sakıncasının olmadığını bu tanımdan da rahatlıkla çıkarabiliriz. Günümüzde, gerek gelişmiş ülkelerde, gerekse ülkemizde markalaşma bilinci hızla yükselmeye devam ederken, marka olabilecek isimleri bulabilmek de bir hayli zorlaşmaktadır. Bu anlamda bize gelen başvurulara cevap vermekte güçlük yaşadığımız zamanlar bile olmaktadır artık. Bu tür başvurularda, getirilen isimler çok bilindik, aşina isimler olduğunda ve tescilli olduğundan, talepleri kendi isimleri ortakların isimlerinden oluşan, yeni bir oluşumu tavsiye ederek, yeni markaların oluşmasına da katkı sağlamaya çalışıyoruz.
 
 Bu anlamda da geleceğe yatırım olarak düşünülen marka da, gelecek nesillere aile yadigarı marka olarak devam edip, kuşaklara devredilebilmektedir. Buna örnek olarakta İskender kebap markası, şu an belkide üçüncü kuşak torunlar bu marka sayesinde, ününe ün katarak ticari faaliyetlerini sürdürmektedir. Buna benzer bir çok örnek vardır. İşlevsel anlamda bu tür örnekler mevcutken, başka bir çok sektörde de buna rastlamak mümkündür. Örneğin; Seda SAYAN, Hülya AVŞAR, Cem YILMAZ gibi isimleriyle marka olmuş sanatçılarımızda mevcuttur. Hatta bu sanatçılarımız bu ad ve soyadlarıyla oluşmuş markalarını ticari hayata da sokmuşlardır. Örneğin Seda SAYAN; “Seda Magazin” adıyla bir dergi çıkarmakta, Hülya AVŞAR baskılı t-shirt satarak gelir elde etmektedirler ve oldukça başarılı olmaktadırlar.
           
Yurtdışında ise, kişisel markalar, artık dünya çapında dev kuruluşlar olmuşlardır. Bu aynı zamanda, kişisel başarıların kendi ülkelerinin de başarısı olarak ün yapmıştır. Örneğin; dünyanın en çok bilinen otomobil markalarından “ Mercedes Benz” şirketin ortağı Emil JELLINEK’ in kızı Mercedes ve düğer ortağı Karl BENZ’ in soyadını taşımaktadır. Bir başka örnekte 1937 yılında şirketi kuran Kirchiro TOYODA’ nın soyadından türetilen “TOYOTA” markası üstelik bu ismin Japoncada hiçbir anlamı da yok. Hatta yıllar sonra ülkemizede gelen bu marka; yine “SABANCI” soyadından marka olarak birleşerek “TOYOTASA” ibaresiyle dünya piyasalarında çok önemli markalar arasına girmişlerdir. Fransız otomobil, “CITROEN” Andre CITROEN’ den, “PEUGEOT” Armond PEUGEOT”, “FERRARI” Enzo FERRARI, mutfak ve ev aletlerinde ünlü Alman firması “BOCH” gibi örnekleri çoğaltmak mümkün.
           
Dikkatinizi çekmek istediğim başka bir hususta şu aslında; kişisel markalar, şahısların kendi düşünceleri, becerileri, maharetleri, ustalıkları çevresinde, topluma yaptığı kişisel katkılarıyla vizyona çıkmış olmalarıdır. Bu çıkışlada yakaladıkları ivmeyi, toplumsal kazanıma dönüştürebilme becerileridir. Burada etkili olan fonksiyonlardan bir diğeride, tamamında değilse bile, içlerindeki liderlik, vasfıdır, öncülük vasfıdır. Kişilerin bu özelliklerini toplumla paylaşmalarıda toplumsal hatta global faydalar sağlamaktadır. Aynı zamanda hep ileri düzeyde ilerlemenin itici gücü vazifesinide görmektedirler. Ayrıca kişiler ad ve soyadlarını vizyona çıkarmakla, kendilerine, işlerine ve yapacaklarına güven duyduklarının göstergesidir. Şöyleki; “A” isimli şahıs ”A” ismini markalaştırarak piyasaya çıktığında, yaptığı hizmet, üretim gibi bir faaliyette başarısız olması durumunda kendi adı veya soyadına güven ve itibarı kaybedeceği için, bunu kaybetmemek için olağan üstü gayret ve performans gösterecektir.
 
Hiç kimse, hem kendi konumunu, hem de gelecekte mirasçılarına bırakacağı bir ürünü yada kendi ismini kötü olarak yad edilmesini göze almaz. Bu yüzdendir ki, ad ve soyadıyla markalaşarak piyasaya giren müteşebbisler büyük bir çoğunlukla başarılıdırlar. Ülkemizde buna örnekler verdik ama yöresel örneklerden verecek olursak;        “ Urfalı Hacı Sait”, “Erzincanlı Ali Baba”, “Ahmet’in Yeri”, “Balıkçı Kenan” gibi yöresel örnekler de bir hayli fazladır. Şahsen biliyorum ki, buna benzer bir çok güzel mekân, imalat yapan yerler, kafeler, restaurantlar, vb. yerler mevcuttur hatta kıraathaneler bile vardır. Ama buralarda “marka bilici” yeterince gelişmemiştir. Burada isimleriyle markalaşanlarda zaten bir hayli tanınmış olmaktadırlar. Örneğin; “Bolulu Hasan Usta”(Süt tatlılarıyla), “Hüsrev”(Kurufasulyesiyle), “Vonalı Celal” (Balık ve ızgarasıyla), “Nihat usta” (Akçaabat köftesiyle) yine bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Bunların arkasından gelenlerde bunları taklit etmek yerine, hizmet yada üretimi daha ileri safhalara taşımak adına kendi ad ve soyadlarını markalaştırarak başarıyı yakalayabilirler. “Mc Donald’s” markasını bir vilayetimizde bir müteşebbisimiz “Mc Davut” ibaresi ve aynı yazı karakteriyle tabelasınıda asarak taklit etmişti.
 
Ama birkaç gün sonra Mc Donald’s avukatları , haksız rekabet ve taklit edildiklerini ispatlayarak hemen tabelalarını söktürerek cezai müeyyide uygulattılar. Gülünecek bir durum gibi görünmesine rağmen, ülkemiz adına düşündürücü bir olaydı bu aslında. Bundan çıkarılması gereken birçok ders var. Umuyorum ki başkalarını taklit etmek yerine kendi öz markalarımızla dünyada söz sahibi olacağız.
 
Ad ve soyadla yada sadece isim veya soy ismimizi ortaya koyarak “marka” olmalı, aslında taktit ve taklitçiliğin bitişinin sinyalleri olma yolundadır ve ülkemizde bu yönde olumlu gelişmeler olmaktadır olacaktırda. Gelişmekte olan ülkeden, gelişmiş ülke statüsüne çıkmak için bunların artması şart.

© SİVRİ PATENT ve MARKA OFİSİ
info@sivripatent.com

patent almak marka olmak iso belgesi tse danismalik tsek iso901 paten marka marka patent tescil danismanlik